5 Ocak 2012 Perşembe

Diyet yapmayacağım, zayıflayacağım!


Evet şu an itibariyle hayatıma yeeeepyeni bir sayfa açtım dostlarım.
Bugün sabah tartıldığımda 92, evet yanlış duymadınız 92 kilo olduğumu gördüm.
Ve o kadar ama o kadar mutsuz oldum ki...Ben bunu hak etmiyorum, hiçkimse hak etmiyor ve bunu daha fazla yaşamak istemiyorum! O nedenle ben vereceğim bu kiloları, zayıflayacağım ama kendimi diyet yapıyor adı altında kaçamaklara sürüklemek de istemiyorum.
Az önce bir forumda okudum, ara ara bakarım ben de her tombiş gibi kilo, başarı falan diye aratıp kilo verenlerin başarı hikayelerine. Bir arkadaşımız, 28 yaşında, 42 kilo vermiş. 93 kilodan 51 e inmiş. Kendisini tebrik ediyorum. O da benim gibi sürekli diyet yapıyorum hesabına kendini kısıp, sonra abur cuburda buluyormuş, kendini kasıp sonrasında aşırı yiyormuş mesela. Sanırım kendimize yaptığımız en büyük yanlış da bu!
Hedefim yok, hedefim artık bu hayata bakış açımı değiştirmek. Diyet yapmak istemiyorum, diyetisyene gitmek istemiyorum, spor salonunda ağır sporlar yapmak istemiyorum. Ben zayıflamak istiyorum ve zayıflayacağım da.

Şansıma sebze çorbası varmış bugün menüde, şu an brokolili, patates havuç ve tavuklu çorbamı içiyorum ve çok lezzetli gerçekten, bunun tarifini alıp evde de yapmalıyım. Zaten yediğinden haz duymuyorsan, yemenin ne anlamı var, sonrasında emin ol ki tadını daha çok sevdiğin ve muhtemelen aşırı kalorili olan şeylere koşarak gidiyorsun!

O nedenle ben zayıflayacağım, çok da güzel zayıflayacağım!

Öpüyorum herkesi.

11 Eylül 2011 Pazar

Utanç

son yazımın üstünden yine epeeeyce zaman geçmiş, yine hayırsızlık etmişim bunu fark ettim ve çok üzüldüm.
dönem dönem motivasyonum tavan yapıyor ve kendimi kaptırıyorum, düzenli besleniyorum, spor yapıyorum ama dönem dönem de mesela şu dönem, o kadar boşvermiş oluyorum ki, neticede kilolar aynen geri dönüyor ve mutsuzluğumun içinde boğuluyorum.
uzun bir yaz ve bayram tatilinin ardından, sürekli bir halsizlik, sürekli bir ayak uzatma isteği, erken yatıp erken kalkma ve neticesinde erkenden yorulma yaşıyorum. sanırım tiroit düzensizliği ve ilaçlarımı almadığım için yaşıyorum çoğunu, kısmen de kilo arttıkça yaşam kalitesi düşüyor, hareket zorluğu çekiyoruz. bu yadsınamaz bir gerçek! o nedenle herşeyin başında, zayıf olmak S bedene girebilmek için değil, sağlıklı, zinde, fit olmak için düzenli beslenmek ve spor yapmak gerekiyor.
bunları yazarken yanımdaki masada (evet gene ayaklarımı uzatıp oturuyor haldeyim) dolu bir küllük, yarısı yenmiş bir porsiyon tatlı ve bir paket çikolatalı büsküvi olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. çünkü bu benim ayıbım ve herşeyin başında kendi ayıbımla kendim yüzleşmeliyim.
bundan önceki her postumda söz vermişim, artık "I'm on it!" demişim ama yapmamışım, o yüzden bu sefer söz vermek istemiyorum. Çünkü tutamadığım her söz için öncelikle kendim utanıyorum.. Sonra bunları okuyan insanlardan, çevremdeki yakınlarımdan, beni her gün daha mutsuz ve daha kilolu gören ve halime üzülen sevdiklerimden..
Tanrım lütfen bana güç ver ki artık tüm bu sorunları atayım kafamdan!

21 Haziran 2011 Salı

Evren duy sesimi!


Bu diyet işini ya ben kotaramıyorum ya da vücudumda bir sorun var.
Elimden geldiğince dikkat etmeye, tatlı yememeye, hareket etmeye çalışıyorum ama dün tartıldığımda gözlerime inanamadım, 1.8 kilo almışım! Yuh ki ne yuh!

Acaba bir yerlerde yanlış yaptığım birşey mi var, anlayamıyorum.
Neyse, umudumu kesmedim. 14 Ağustosa dek 8 hafta var ve biz muhtemelen o tarihlerde tatile çıkacağız. Niyetim 8 haftada 8 kilo verebilmek.

Off lütfen #evren eğer ordaysan ve beni duyuyorsan bana yardım et.


5 Haziran 2011 Pazar

5/6/11


Bu sabah sporla başlayamadım güne hatta biraz da moral bozukluğuyla başladım ama olsun, gün içinde kendimi toparlayacağıma inanıyorum:)
Sabah 08.30 - 1 Kase Nesfit Meyveli + Yarım Yağlı Süt
10.40 - Reglim yaklaştığı için tatlı isteğim had safhada, onu da bir tanesinde 140 kcal olan Mavi - Yeşil'in bisküvisiyle bastırdım kendimi.

Öğlen ızgara köfte (Saat 13.00) 4 adet, yanında 3 kaşık pilav ve yoğurt.
Öğleden sonra 15.00 Eti form meyveli kepekli bisküvi - 2 adet
Akşam çok moralim bozuktu bir bira içtim:( Bazen kendimi tutamıyorum ama daha iyi geliyor sanırım kendini sıkmaktansa.

Bugün akşama kadar çok başarılıydım ama akşam bozdum, o kadar da olur artık. Amacım zaten bir anda 5 kilo vermek değil, yavaş yavaş verebilmek ki kalıcı olsun.

Herkese mutlu haftalar :) Ve tabi bana da..

4 Haziran 2011 Cumartesi

4/6/11



son iki aydır kontrolsüz aldığım kilolar, düzensiz beslenmem, tekrar ilaca başlamama rağmen yine düzensiz tiroidlerim beni yeniden bunalıma itti.
sanırım fotoğraflı bir diyet günlüğü tutmanın zamanı geldi. ne yedim ne zaman yedim günü gününe yazmak lazım gelir.
4/6/2011 sabah 08 - 08.45 : Sabah yürüyüşü. Vücut ağırlığım artık yürürken beni zorlar oldu, sanırım biraz ayaklarım da bu yüzden ağrıdı, az
yürüyebildim.
Bisküvi derken hep gülümsüyorum)09.30 Bir kase Nesfit Meyveli + Yarım yağlı süt.
Saat 11.00 iki tane Etiform Karışık Meyveli Kepekli Bisküvi.(Bu Püskevit esprilerinden sonra
Şimdiye kadar 0,75 L su içtim, 1 bardak suyu yandaki büyük bardakla hesaplıyorum sanırım normalden biraz daha büyük. Saat 11.20. Bir kupanın yarısı kadar da üçü bir arada kahve.

Kahve kupam da bu. Dünyanın en sevimli kupası herhalde. Arkadaşım H'nin hediyesi. Seni seviyorum H!








Bu da öğlen yemeğim. Çok az tuzlu ve zeytinyağlı beyaz peynirli salata, biraz da haşlanmış makarna ekledim içine.Ve tabiiki softaların baş tacı yoğurt! Saat 14.20. Biraz geç kaldım biliyorum ama birkaç telefon görüşmesi, iş güç derken anca hazırlayabildim. Ve bir tabaktan birazcık daha fazla yedim:S
Öğrenmem gereken birşey varsa o da kesinlikle yavaş yemek ve çok çiğnemek. Bunu hiç beceremiyorum ama başka türlü beynimiz doygunluk sinyallerini çok geç aldığı için tabak üstüne tabak yemiş oluyorum.
Saat 19.30 - Akşam yemeğim, 3 tane eti form kepekli kızarmış ekmek dilimi üstüne beyaz peynir domates ve kekik, çok azıcık da zeytinyağı, tat versin diye :)
Bu günü
de tamamladık! Ha bu arada eksik kalan suyumu da içtim:) Aferin bana

20 Nisan 2011 Çarşamba

melaba!:)

merhaba yeniden! uzun zamandır yazmıyorum daha doğrusu buraya yazmıyorum bir takım yeni gelişmeler oldu hayatımda, yeni sevgili, yeni iş yeri, yeni düzen vs. aslında ben hayatın temposuna ayak uydurmaya çalışırken kendimi unuttum denebilir. kendimi unutmam demek, bi noktada kendime özen göstermeyi unuttuğum anlamına da geliyor tabii ki. o nedenle, bir güzel verdiğim kiloları ne yazık ki acı bir şekilde geri aldım ve bundan dolayı içinde bulunduğum durumdan hiç ama hiç hoşnut değilim!
o nedenle, her gün bilgisayar başında olan biri olarak,kendime söz verdim, blogumla daha fazla ilgileneceğim ve kiloma dikkat edeceğim, yediklerimi, yaptığım hataları yazacağım ve neticede bu yaz artık istediğim bedene kavuşacağım.
bu arada blogspot a açılan dava nedeniyle hala blogum direk linkten ne yazık ki görülmüyor o nedenle bir süre bu işlerle uğraşmam gerek diye düşünüyorum. çünkü sizlerin desteği beni güçlendirecek biliyorum.
en yakın zamanda görüşmek üzere, sevgiyle kalın!

11 Eylül 2010 Cumartesi

paroles paroles parooleees

evet, başlıktan anlaşılacağı üzere "spor çok eğlenceli" nidaları benim için koskocaman bir yalana dönüştü.
gitmiyorum! gitmek istemiyorum.tek istediğim danalar gibi yatmak, içmek (hazır ramazan da bitti), ağlamak. anlayacağınız depression sınırındayım. bir de bayramı home alone geçirmenin de verdiği iğrenç mi iğrenç bir his var. Bu kadar koyacağını tahmin etmemekle birlikte, yapılacak işler nedeniyle ailemle gidebileceğim bir tatili reddettiğim şu güzide ramazan bayramı günlerini, olabildiğince boş ve beleş geçirmekteyim.işlerimi de halledemedim. aferin bana!
allahtan arkadaşlar var, dışarı çıkıyoruz ama ben dayıyorum alkolü. bira üstüne bira. çişinin gelmesinin yanısıra binbir çabayla erittiğim o göbeğim, üstünde kış uykusuna yatılabilir yumuşaklığa erişti. evde bir ab shaper var, ben ona o bana bakıyoruz, ama 1 metreden fazla yaklaşamıyoruz birbirimize. biraz mekik çeksem düzelecek biliyorum ama yok işte, üşengeçlik, inatçılık bünyeye alkol kadar zararlı.
bu aralar ciddi anlamda yeni bir heyecana ihtiyacım var. bungee jumping den bahsetmiyorum tabiki. hani bişiler olsa da takılsam, rusça kursuna mı gitsem, kendimi oyalasam diyorum. tabi en güzeli bir sevgili bulup balayına gitmek ama namümkün! bekar olup alayına gitmekse, nerdeeeeee? diyorum sadece..